Journey (PS3) İnceleme

Journey (PS3) İnceleme

Journey (PS3) İnceleme

U suz bucaksız, engin bir ölün ortasında tek başımayım. Kulağımda alan tatlı bir melodiden başka ses yok. Kimim ben? Neredeyim? Bana ne yapacağımı söyleyecek kimse yok mu? Sanırım bu macerada kendi yolumu kendim izeceğim.

Etrafıma bakıyorum. Kumlar, yakıcı ve parıldayan güneş, ufak tefek taştan yapılar. Kafamı yukarı kaldırıyorum ve işte orada. Kocaman, dimdik bir dağ ve onun yarık zirvesi. Artık bir amacım var; o dağın zirvesine ulaşmak.



Journey derin ve sürükleyici bir oyun. Thegamecompany’nin daha önce piyasaya sürdüğü Flower oyununu oynayanlar bilecektir. O geniş ayırlarda, rengarenk i ekleri rüzgarla birlikte dansettirirken hissettiğiniz o huzuru ve dinginliği Journey’de kumların arasında süzülürken hissediyorsunuz. Belki de oğunuz bu muhteşem oyunu oynayıp bitirdiniz bile. Eğer aranızda oynamayan varsa bu yazıyı okumamanızı tavsiye ederim. Çünkü hi bir şey bilmeden oyuna başlamak ve yolunuzu kendiniz keşfetmek isteyebilirsiniz.





Yolculuğa devam



Kumlar arasında ne yapacağımı bilmeden geziniyorum. Oraya nasıl tırmanacağım? Üzerimdeki cübbeden başka elimde hi bir şey yok. Karşıma ne ıkacak bilmiyorum. Etrafta rüzgarda dalgalanan halılar var. Onlara doğru yaklaşıyorum. Dokunduğumda ise beni havaya u uruyorlar. Halılar rüzgarda dansettik e, ben daha da yükseğe ıkıyorum. Kumların arasında dolaşırken aniden benim tıpatıp aynım biri karşıma ıkıyor. O da benim gibi etrafta dolanıyor. Hemen onu takip etmeye başlıyorum. O bir yapay zeka mı yoksa ger ek bir oyuncu mu bilemiyorum. Çünkü hi bir şekilde iletişim kuramıyorum. Tek yapabildiğim onu izlemek. Artık o, yoldaşım oluyor. Sonra birden kayboluyor. Geri geldiğinde ise atkısı daha uzun. Acaba aynı kişi mi? Yoksa başka biri mi? Birlikte u uşan bayraklar topluyoruz ve topladık a kendimize halılardan uzun yollar yapıyoruz. Yollar bizi taştan kalıntıların üzerine ıkarıyor. Yukarıya ulaştığımda ise beni başka biri karşılıyor. Benden olduk a büyük, beyaz cübbeli rahibeye benzer bir karakter. Işık sa arak benimle konuşuyor. Ne dediğini bilmiyorum ama meditasyon yapmaya başlıyorum. Uyandığımda yol arkadaşım yine ortadan yokoluyor.

Artık daha hızlı ilerliyorum. Ne yapmam gerektiğini anladım. Yolda karşıma ışık topakları ıkıyor. Gördük e onları topluyorum. Peki ne işe yarıyorlar? Hepsi birer ipucu mu yoksa ödül mü? İlerledik e farklı yerlere ge iyorum. Artık hava karardı. Ay ışığı evremi aydınlatıyor. Suyun altındayım. Onlarca u uşan halı etrafımda tıpkı yosunlar gibi. Karanlıkta dolanıyorum. Yukarıda bir ışık hüzmesi. İşte orada! Yol arkadaşım yeniden ıkıyor karşıma. Yosuna benzer halıları kullanarak yükseliyorum.



Karanlık bir mağaraya giriyoruz. Etrafta yüzen bir canavar var. Sanki kaya par alarından oluşmuş bir balinaya benziyor. Gözlerindeki ışıkla etrafı tarıyor. Ondan ka maya alışıyorum. Ama beni görüyor. Ka mam imkansız! Bana yaklaşıyor ve saldırıyor. Yere düşüyorum. Birka saniye i inde yeniden canlanıyorum. Artık daha dikkatliyim. Arkadaşımla beraber kalıntıların en üstüne ulaşıyoruz ve yeniden meditasyon yapıyoruz.



Çölde bir başına



Şimdi ise önümde bir kule yükseliyor. En tepeye ulaşmak i in halıları kullanıp kulenin evresindeki ışıkları yakıyorum. Bana yardım eden başka bir arkadaşım daha var burada. Halı par alarından oluşmuş bir balık. Tıpkı bir eki balığına benziyor. Üstüne biniyorum ve beni kalıntılar arasında dolaştırmasına izin veriyorum. En tepeye ulaştığımda yeniden meditasyona başlıyorum.



Sanırım dağın zirvesine artık ok yaklaştım. Çünkü her yerde kar var. Fırtına yolumu kesiyor. Zar zor yürüyorum. Fırtınadan ka mak i in kayaların arkasına saklanıyorum. Yukarıya doğru tüm gücümle koşuyorum. İleride tapınağa benzer bir yapı var. Orası olmalı. Kör edercesine bir ışık parlıyor. Müzik susuyor. Sessizlik öküyor ve ben yere düşüyorum. Uyandığımda ise etrafımı yabancıların sardığını görüyorum. Sonunda zirveye ulaştım. Işığa doğru yürüyorum. Başardım.



Oyun değil, sanat eseri



Bu post-apokaliptik dünyadaki yolculuğum burada sona erdi. Hikaye genel hatlarıyla anlattığım gibi. Oyun i inde bilmeceleri özerek yolunuzu bulmak size kalmış. Hikaye basit olduğu i in oyunun oynanışı da gayet basit. Oyun yaklaşık 3 saat i erisinde bitiyor. Oyun i inde kahramanınızı yönlendirmek i in analog ubuk, X ve O tuşlarını kullanıyorsunuz. X tuşu ile etrafınızda gördüğünüz eşyalara dokunurken, O tuşu ise eğer oyunu online oynuyorsanız sizinle birlikte seyahat eden diğer oyunculara bir melodi göndermenizi sağlıyor. Böylece birbirinizi kaybetmemiş oluyorsunuz. Online oynarken yanınıza rastgele bir oyuncu geliyor. Adını veya PSN ID’sini öğrenemiyorsunuz. Ayrıca co-op oynanışta topladığınız kaynakları diğer oyuncuyla paylaşabiliyorsunuz.



Müzik, Journey’i iyi bir oyun yapan en önemli unsur belki de. Çünkü her sahnede mükemmel bir müzik eşliği var. Örneğin, kumlar üzerinde kayarken arka fonda destansı bir müzik duyuyorsunuz. Grafikler olduk a güzel. Bir de mevsimler değişir gibi renklerin değişmesi sizi hem görsel hem de duygusal olarak etkiliyor.



Journey’i sadece bir oyun değil başlı başına bir sanateseri olarak kabul etmek gerek. Çünkü oyun oynamak ikinci planda kalıyor. Oyunu deneyin ve bu görsel güzelliğin tadını ıkarın. Journey'in sadece PlayStation 3'e özel olduğunu da belirtelim.

Related posts

Leave a Comment